İstanbul’dan Silikon Vadisi’ne: Mike Lazaridis ve BlackBerry’nin hikayesi


1990’ların başında mali sıkıntılar içinde olan birinin, o dönemde 1 milyon doların üzerinde borcu olduğunu düşünürsek, bu kişinin o borç yükü altında akıllı telefonların temelini oluşturacak bir cihazı hayal etmesi oldukça zor. Bu zor ve içinden çıkılmaz durumda olan kişi ise efsanevi BlackBerry’nin yaratıcılarından Mike Lazaridis. Lazaridis, dönemimizin iletişim devrimini başlatacak bir cihazın prototipini yapmaya çalışırken, hem maddi sıkıntılarla uğraşıyor hem de teknolojinin sınırlarını zorlamaya çalışıyordu. 

Geçen Mayıs ayında Rhombus Media ve Zapruder Films‘in yapımcılığını üstlendiği BlackBerry filmiyle ünlü girişimcinin adı yeniden gündeme geldi.

Hatırlarsanız o dönemin koşullarında cep telefonları sadece konuşma amaçlıydı. İnternetin yaygın kullanımı da henüz başlamamıştı. İnsanlar, e-postalarını kontrol etmek veya mesajlaşmak için genellikle ofise gitmek zorundaydı. Ancak Lazaridis, bunların hepsini tek bir küçük cihazda birleştirerek, herkesin taşınabilir bir iletişim merkezine sahip olmasını hayal ediyordu.

Bu hayal o zamanki teknolojik altyapı, cep telefonlarının kapasitesi ve internetin erişilebilirliği sınırlı olduğu için gerçekleştirilmesi imkansız gibi görünüyordu. Ancak bir hayalperest olan Lazaridis ve ekibi, yılmadan, başarı şansı düşük olsa da insanların yaşamını kökten değiştirecek bir cihazın prototipini oluşturmaya çalışıyordu. Bu da günümüzün akıllı telefonlarının temellerini atan bir vizyondu, ancak o dönemdeki koşullar ve teknolojik altyapı bu hayalin gerçekleşmesini oldukça zor kılıyordu.

Daha lise yıllarında bir öğretmenin söylediği söz onu derinden etkilemişti. Bu söz, “Telefonun içine insan koyan kişi dünyayı değiştirecek” idi. Mike Lazaridis de teknolojinin insanları bir araya getirme gücüne olan inancıyla büyüdü.

İstanbul’da doğdu, ailesiyle Kanada’ya göç etti

Asıl adı Mihalis Lazaridis olan ünlü isim, 1961 yılında İstanbul Şişli’de doğdu. Ancak 6 yaşına gelmeden ailesiyle birlikte Kanada’ya göç etti. Bu göç deneyimi, ona farklı kültürler arasında köprüler kurmayı ve iletişimi anlamlı bir şekilde kullanmayı öğretti.

Genç yaşta, teknolojinin insanların hayatlarını nasıl değiştirebileceğine dair bir tutku geliştirdi. Waterloo Üniversitesi’ne adım attı, ancak eğitimini tamamlamadan şirket kurma yolunu seçti. Bu karar, onun vizyonunu gerçekleştirmek için atılmış bir adımdı.

Hikaye nasıl başladı?

Mike Lazaridis, 1984 yılında en yakın arkadaşı ve ortağı Douglas Fregin ile Research In Motion’ın yani RIM’in temellerini attı. O dönemde kablosuz veri teknolojileri üzerinde çalışıyor ve farklı sektörlere çözümler sunuyorlardı. 1990’ların başlarında RIM, iş dünyası için mobil cihazlar üretme kararı aldı. Bu doğrultuda ilk BlackBerry cihazını 1999’da piyasaya sürdü. BlackBerry’nin ilk modelleri, e-posta gönderme ve almayı kolaylaştıran bir klavye ile dikkat çekti ve iş profesyonelleri arasında hızla popülerlik kazandı.

Bu özellikler, sadece iş dünyasındaki değil, genel kullanıcıların da ilgisini çekti ve şirket daha sonra tüketici odaklı cihazlar geliştirdi. Söz konusu cihazlar, geniş bir müşteri kitlesi tarafından benimsendi.

Lazaridis, BlackBerry ile birlikte iş dünyasına mobil iletişimin yeni bir çağını getirdi. O dönemde, bu cihazlar sadece e-posta alıp göndermekle kalmayıp aynı zamanda güvenli iletişimi de sağlıyordu. Bu özellikleri, onu bir yenilikçi ve iş dünyasının öncülerinden biri haline getirdi.

Lazaridis’in başarısının ardında, teknolojinin insanlar arasında iletişimi hızlandırma gücüne olan kararlı inancı yatıyordu. Onun vizyonu, teknolojinin insanları daha yakın ve daha etkileşimli bir dünyaya taşıyabileceği fikrine dayanıyordu. Bu vizyon, BlackBerry gibi bir markanın ve genel anlamda mobil iletişim teknolojisinin gelişimine yön veren bir itici güç oldu.

Ancak başarının altında yatan sırlar sadece inançla sınırlı değildi. Uzun vadeli stratejilerin, çevresel değişikliklere hızlı adapte olmanın ve müşteri odaklılığın önemi de büyüktü. Lazaridis, teknolojinin sürekli evrilen doğasına uyum sağlamak için çaba gösterirken, müşteri ihtiyaçlarını anlamak ve ürünleri sürekli olarak geliştirmek için yoğun çaba harcadı.

BlackBerry’nin başarısı aslında başarısızlığına neden oldu. Apple ve Google’ın yükselişiyle, BlackBerry’nin muhafazakarlık ve özgüveni onu değişime adapte olmaktan alıkoydu. iPhone ve Android gibi büyük ekranlı akıllı telefonların yükselişi karşısında BlackBerry, mevcut müşterilerine odaklanmayı tercih etti ve yenilikçi değişimlere ayak uydurmak yerine güvenliği ve işlevselliği korumayı seçti. Ancak mobil endüstrisi hızla evriliyordu. BlackBerry eski başarısına güvenerek piyasadaki değişimleri göz ardı etti ve yeni trendlere geç uyum sağladı. 

Bir taraftan NTP Teknoloji ile yaşanan patent anlaşmazlığı şirkete büyük cezalar getirdi. Bu durum, 2001 yılında The Competition Bureau of Canada tarafından sonuçlandırılan bir dava ile doruğa çıktı. Bu da BlackBerry için zorlu bir dönemin başlangıcı oldu.

Bütün bunlara rağmen BlackBerry, özellikle kurumsal dünyada şifreli iletişimde güvenilir bir seçenek sunması sektördeki yerini perçinledi. BlackBerry’nin altın çağı, özellikle 2008 ile 2011 arasında yaşandı. Bu dönemde, özel şifreleme protokolleri ve güvenlik odaklı altyapısıyla BlackBerry Messenger (BBM) şirketler ve kurumsal kullanıcılar arasında tercih edilen bir iletişim aracı haline geldi.

Bir taraftan WhatsApp gibi daha kullanıcı dostu ve geniş bir kitleye hitap eden platformların yükselişi, BBM gibi önceki platformları etkiledi. WhatsApp’ın ücretsiz kullanımı, geniş özellik yelpazesi ve farklı mobil platformlarda rahatlıkla erişilebilir olması, kullanıcıları çekmeye başladı. WhatsApp’ın yükselişi BBM’in çöküşünü başlattı.

O yıllar arasında da şirketin başı çok konuşulan başka bir olayla derde girdi. 2009’da geçmişe yönelik kâr paylarının yeniden düzenlenmesi ve vergi konularında yaşanan belirsizliklerle ilgili soruşturma yürütülmeye başlandı. Bu durum, şirketin büyük cezalarla karşı karşıya kalmasına ve finansal açıdan olumsuz etkilenmesine yol açtı.

Zamanla pazar şartlarının değişmesi ve şirketin stratejik kararları nedeniyle şirket, büyük bir düşüşe yol açtı. iPhone ve Android gibi rakiplerin ortaya çıkması, BlackBerry’nin hakimiyetini sarsmaya başladı. Yeni cihazlar, dokunmatik ekranlar ve geniş uygulama seçenekleri sunarak tüketici tercihlerini değiştirdi. BlackBerry’nin fiziksel klavye odaklı tasarımıyla rekabet etmesini zorlaştırdı. Bu dönemde, BlackBerry’nin piyasadaki konumunu korumak için yanlış stratejilere yatırım yapması, özellikle dokunmatik ekranlı cihazlarla ilgili beklenen başarıyı elde edememesi, şirketin düşüşünde önemli bir etken oldu.

2012’de Mike Lazaridis ve Jim Balsillie’nin görevlerinden ayrılması ve ardından gelen yeni liderlerin stratejik vizyon eksikliği, şirketin rekabet gücünü etkiledi. BlackBerry, donanım üretimini dış kaynaklara aktararak ve yazılım geliştirmeye yönelerek yeni bir yol izlemeye çalıştı. Ancak, hızla değişen mobil cihaz pazarındaki rekabetin artması ve şirketin trendlere ayak uyduramaması, BlackBerry’nin çöküşünde önemli bir rol oynadı. Bu faktörlerin birleşimi, şirketin pazar payında ciddi bir düşüşe ve rekabet gücünün azalmasına yol açtı.

Fairfax Financial tarafından satın alındı

BlackBerry, son yıllarda büyük bir değişim geçirdi. Şubat 2013 yılında CEO Thorsten Heins‘in liderliğinde, şirket ismini RIM’den BlackBerry’e dönüştürerek daha tanınabilir bir marka haline getirdi. Aynı yılın Eylül ayında şirketin Fairfax Financial Holdings Limited tarafından 4.7 milyar dolarlık değerlemeyle satın alındığı açıklandı.

Blackberry hissedarlarına güncel değerin biraz üzerinde bir teklifle, hisse başı 9 dolar sunan Fairfax, toplamda 4.7 milyar dolarlık bir bedelle akıllı telefon üreticisinin sahibi oldu.

İki yıl sonra Heins yerine John Chen CEO’luk koltuğunu devraldı. BlackBerry, uzun süredir beklenen BlackBerry 10 işletim sistemini ve Z10, Q10 gibi yeni cihazları piyasaya sürdü. Ancak Apple ve Google gibi rakiplerine karşı rekabette zorlanarak stratejik bir değişime ihtiyaç duydu.

Şirket, donanım üretiminden uzaklaşarak yazılım ve güvenli iletişim odaklı bir stratejiye yöneldi. Üçüncü parti bir işletim sistemi kullanan BlackBerry Priv gibi yeni akıllı telefonlarla bu dönüşümü başlattı. Ayrıca, rakiplerinden biri olan mobil yönetim şirketi Good Technology’yi satın alarak cihaz yönetim yazılımına odaklandı.

CEO John Chen liderliğinde, şirket donanım üretimini tamamen dış kaynaklara devretti. Üretim ve geliştirme süreci, Foxconn Technology Group ve TCL Communications gibi yurt dışı ortakların eline geçti.

BlackBerry, yazılım ve güvenlik alanındaki büyümesine odaklanarak stratejisini sürdürdü. Özellikle yapay zeka ve siber güvenlik alanındaki 1.4 milyar dolarlık yatırımıyla sektördeki varlığını güçlendirdi.

Şirket, 2023’ün son çeyreğinde hisse başına bir sentlik düzeltilmiş kâr açıkladı. Şirketin toplam geliri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 artışla 175 milyon dolara yükseldi. Bu çeyreğin sonunda 271 milyon dolarlık nakit ve kısa vadeli yatırımlar bulunmasına rağmen, işletme kaybı 11 milyon dolar olarak açıklandı. Bu durum, şirketin karlılık ve işletme faaliyetlerindeki zorluklarına işaret ediyor. Gelecek dönem için de gelirlerde beklenen düşüş, BlackBerry’nin mevcut performansını ve gelecekteki büyüme stratejilerini değerlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor.

BlackBerry, Lazaridis’in mirası olarak teknoloji dünyasında dikkat çeken bir marka. Lazaridis’in insanları bir araya getirme ve iletişimi daha erişilebilir hale getirme konusundaki tutkusu, mobil iletişim teknolojisinin gelişiminde önemli bir kilometre taşı olarak hatırlanıyor. Ancak BlackBerry’nin ileride, geçmişteki popüler günlerini yeniden görmesi oldukça zor görünüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir